17 Şubat 2017 Cuma

KÖTÜ TOHUM / NEVZAT PESEN

   Kötü Tohum filmini yıllar önce Rekin Teksoy'un TRT 2'de yayınlanan Edebiyat Uyarlamaları programında izlemiştim ve çok etkilenmiştim. Bu sene "Türk Sinemasında Temsil" dersimizde "Türk Sinemasında Delilik Temsili" konusunu seçtim ve ilk aklıma gelen filmlerden biri "Kötü Tohum" oldu. Sinemamız açısından yenilikçi ve ilginç bir film, oyunculuklar çok iyi ve etkileyici Aşağıdaki yazı ders için hazırladığım ödevden, umarım keyifle okursunuz.
KÖTÜLÜK, HASET VE DELİLİK
Kötü Tohum
Yönetmenliğini Nevzat Pesen’in yaptığı, 1963 yılı yapımı Kötü Tohum filmi Türk Sineması’nın bu türdeki nadir örneklerindendir. Maxwell Anderson’un aynı adlı tiyatro eserinden uyarlanan film, 8 yaşındaki Alev’in narsist kişiliği üzerine kurulmuştur. Filmin açılış sahnesinde Alev’in hiddetle bakan gözleriyle karşılaşırız, bu sahnenin devamında Alev’in sınıfında düzenlenen güzel yazı yarışmasında kaybettiğini ve arkadaşı Cemal’in kazandığını öğreniriz. Alev Cemal’in yarışmayı kazanmasını kıskanmış, içten içe ona karşı haset duymuştur, bunu gözlerindeki ifadeden, kızgın bakışlarından anlarız. Olaylar Alev’in Cemal’i okul pikniğinde öldürmesi ve Cemal’in yarışmada kazandığı madalyonu çalması çerçevesinde gelişir.
M. Klein; doğumdan itibaren işlevsel olan haset duygusundan söz eder ve bu duygunun, bebeğin erken dönemlerindeki deneyimlerini etkilediğini öne sürer. Klein haseti şöyle tanımlar: “Haset, arzulanan şeyin başka birine ait olduğu ve bize değil de ona haz verdiği inancının yol açtığı kızgın bir duygudur; hasetli itki, o istenen şeyi sahibinden çekip almaya ya da bozmaya, kirletmeye yönelir.
 Alev ailesi tarafından şımartılmış, maddi imkânları iyi, her istediği yapılan ve etrafı tarafından sürekli pohpohlanan bir çocuktur. Büyükler gibi davranması ailesi ve çevresi tarafından takdir edilir, çocukça davranmıyor olması üstün bir özellik olarak kabul edilir. Etrafının ve ailesinin bu davranışları Alev’in kişiliğini etkilemiş, Alevi, kaba, zalim, istedikleri olmadığında sinirlenen bir çocuğa dönüştürmüştür. Aile içi ilişkilerde verdiği sözleri hiç tutmayan baba figürü Alev’in güvensiz bir çocuk olmasını açıklar. Tüm bu dışsal etkilerle birlikte Alev’in büyükannesini bir seri katil olması kötülüğün genetik olarak Alev’de bulunduğunun göstergesidir.  Film boyunca Alev’in kötü olduğu bizden saklanmaz, bunun farkında olmayan çevresidir. Zamanla bu kötülüğün farkına varan bahçıvan Memo da filmin ilerleyen bölümlerinde Alev tarafından yakılarak öldürülür. Tüm bu süreçte kızının durumunu anlayan anne onu ve kendini öldürmeye karar verir: Alev’e ilaç içirir, kendi ise tabanca ile intihar eder. Fakat Alev kurtulur ve Cemal’i öldürdüğünde çaldığı madalyonu aramak üzere göle gider, son sahnede ilahi adalet devreye girer ve Alev göle düşerek boğulur.
Alev’in kötülüğünün kaynağı iki türlüdür. Birincisi aile ve toplum, ikincisi genetik faktörler. Ailesinin ve çevresinin yanlış eğitimi Alev’in narsist kişilik bozukluğu geliştirmesini sağlamıştır.
Narsist kişilik bozukluğu olan kişiler başkalarının duygu ve düşüncelerine karşı kayıtsızdır. Sadece kendini önemli görür ve kendinin sevilmeye layık olduğunu düşünürler. Narsist kişilik bozukluğu özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde görülür, fakat bu özellikleri gösteren her bireyde narsist kişilik bozukluğu yoktur. Birey istekleri karşılanmadığında şiddete başvuruyor, krize giriyor, amacına ulaşmak için zarar vermekten çekinmiyorsa ve bu davranışı umursamıyorsa klinik bir vakadır.

Alev karakteri bu davranışların hepsini göstermektedir. Kendinden üstün gördüğü ve arkadaşları tarafından çok sevilen sınıf arkadaşını öldürmekten çekinmez. Çünkü sevilmenin, takdir edilmenin ve ödüllendirilmenin sadece kendisi için olduğunu düşünmektedir. Kendisini herkesten üstün gördüğü için kendinden aşağı gördüğü herkese kötü davranmayı kendinde bir hak olarak görür. Sınıftaki diğer arkadaşlarını da sürekli terslemekte ya da aşağı görmektedir. Onun bu tarafını gören ve işlediği cinayeti anlayan bahçıvan Memo’yu da kendine bir tehdit olarak algıladığı için öldürmekten çekinmez. Tehditler ortadan kalkınca hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder ve tüm bu olanlardan bir rahatsızlık duymaz. Annesi tüm bu olanları anladığında ona itirafta bulunur ama yaptıklarından kesinlikle pişman değildir.
Not: Yazıda geçen hastalıkla ilgili açıklamalar http://www.psikolojik.gen.tr/narsistik-kisilik-bozuklugu.html sitesinden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder