30 Haziran 2010 Çarşamba

ÇİN ASLANI

Bu güzel şeye Ordu'da parkta rasladım, Çin Aslanı Efe kendileri ve çoookkk tatlılar:-)

22 Haziran 2010 Salı

BİN HÜZÜNLÜ HAZ

Merhaba canlar.Kitap Kulübümüz de Temmuz ayı kitabımız, sevgili Figen'in seçtiği "Hasan Ali Toptaş'ın Bin Hüzünlü Haz" adlı romanı. Toptaş'ın kitabını ilk kez okuyacağım, okumuş olanların yorumlarını bekliyorum. İyi geceler dilerim efenim, sevgilerimle....

İP MAN

İp Man I ve İp Man II filmleri; Bruce Lee'nin Sifu'su (ustası) Ip Man'in (Yip Man ) biyografisi , Kung Fu kökenli savunma tekniği WingChun'un 200 yıllık tarihine ışık tutuyor. İki film de çok keyifli, tavsiye ederim arkadaşlar... 

16 Haziran 2010 Çarşamba

BABAMIZ- PADRE NUESTRO

İlk kez Sundance'te gösterilen ve Büyük Jüri Ödülü kazanan, ardından da Cannes'da gösterim şansı bulan Padre Nuestro, Cristopher Zalla'nın ilk ve şimdilik tek filmi.
Padre Nuestro, Brooklyn'e kaçak olarak giren meksikalı bir çocuğun yıllar önce ortadan kaybolan babasının izini sürme öyküsünü anlatıyor. ( yazı cnbc-e dergi'den alınmıştır.)
Cnbc-e de izledim filmi ve çok beğendim, mutlaka izleyin derim arkadaşlar. Öykü tanıdık ama çok iyi işlenmiş, sahneler çok etkileyici ve oyunculuklar çok iyi.

GREYFURT'LU PELTE

Merhaba canlar... Böyle bir tarif var mı bilmiyorum, ama başka meyvelerle yapılanların izinden giderek; Önce greyfurtların suyunu sıktım, içine biraz su, şeker, nişasta ve vanilya ekledim ve koyulaşana kadar pişirdim. Ben çok beğendim:-)) Çünkü o mayhoş tadı çok seviyorum, tadı bütün bir greyfurtu yiyormuş gibiydi:-)

11 Haziran 2010 Cuma

KİTAP KULÜBÜ

Merhaba canlar. Pasta işi ile ilgili yazımda bana yorum yazan ve destek olan tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Sevgili Eylem'de nasıl gittiğini sormuş, teşekkürler canım. Pek iyi gitmedi itiraf etmek gerekirse. İki haftalık bir çalışmadan sonra yapmamaya karar verdim. Boşuna uğraşmak gibi oldu ama olsun tecrübe tecrübedir dimi:-) Yazdığınız yorumlara cevabım geç oluyor lütfen kusura bakmayın, ama okuyorum mutlaka ve çok mutlu oluyorum, elimden geldiğince erken cevap yazacağım, söz....

Bu arada herkesin kitap kulübü olur da bizim olmaz mı:-))) Ama henüz ismimiz yok "Kitap Kulübü" diyoruz. Yıllardır en çok istediğim şeylerden biriydi. Sonunda 8 kişilik bir ekiple başladık sevgili İrem, Meryem, Figen, Asiye, Nurcan, Pervin, Yasin ve ben. 4. kitabımızı okuyoruz. Çok keyfili geçiyor oturumlar ve bizim için çok eğitici ve eğlenceli, tavsiye ederim bu tarz toplantıları arkadaşlar, insan vaktinin boşuna geçmediğini anlıyor. Okuduğumuz kitapları aşağıda sıraladım, ilk kitabımız; Latife Tekin, Berci Kristin Çöp Masalları, İkinci kitabımız; Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, üçüncü kitabımız; Peyami Safa, Bir Tereddüdün Romanı, bu ay Fahim Bey'in önerisi üzerine Yusuf Atılgan'ın Aylak Adamı'nı okuyoruz... Seçtiğimiz kitaplar hakkında yorumlarınızı bekliyorum. Sevgilerimle....

LATİFE TEKİN BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI
YUSUF ATILGAN AYLAK ADAM

9 Haziran 2010 Çarşamba

GİRESUN'LU YAZARLARDAN İKİ KİTAP

Orhan Tepebaş
Kadim Kapı
Her gün biraz daha

Şarkı söylenmeyen sabahlara benziyor

Serin gömlekler giymenin onaramadığı günlere

Herkes uykudayken

Hastalıklı bir uykudan uyanıp

Bozulan bir yemini hatırlamak

Gibi yaşamak

Savaşın neresinde olduğumu unutmadım

Mırıldanmak için bir dua arıyorum sadece

Savaş bittiğinde dönebileceğimiz

Barbar bir şatomuz vardı eskiden

Esiğinde durduğumuz kadim bir kapımız

Ortada kalmış cenazeyi kaldırırken duygulandığımız

Borcumu ödedim iyilik tüccarlarına

Yıkadım yüzümdeki temizlik lekelerini de

Acımızı satacak bir çarşımız kalmadı artık

Şimdi rûyasız uykular uyuyabilirim

Sis kalktığında sen de gördüklerine şaşırmayacaksın


.................................

Mutsuzluk Fotoğrafları
Hakkı Özdemir
“Fethi’nin her şehrin kendine has bir kokusu olduğunu söylemesi mümkün olsa bile, İstanbul’un kendine has kokusunu duyabilmesi için Sirkeci’ye giderken yolu üzerindeki derneğe söyle bir uğrayip Murat’ın arkadaşları arasında ilk o gün gördüğü bordo hırkalı kızı düşünerek oradan ayrılması ve kirayi ödeyip ev sahibinin iş yerinin bulundugu handan çıktıktan sonra köprüye kadar yürüyerek balık tutan kalabalığın arasında bulduğu bir boşluğa sığınıp düşünmesi gerektiğini bildiği söylenemezdi.”

“Ses dağılıyor, dağıldıkça coşup kanatlanıyor, bir kuş sürüsü havalanıyor; kanat çırpışları, rüzgâr uğultusu, çığlıklar, uzaklara, karanlığın önüne kattığı ağartıya doğru uçusuyor… Sürükleniyor… Kuşlar küçülüyor, iyice ufalıyor, görünmez oluyor… Bir çağıltıyla beraber derlenip tekrar dağılıyor. Kıyıda bir cümbüş başlıyor. Gölgeler dans ediyor. Küçücük bir delik, onlarca, yüzlerce karıncayi kendine çekip yutuyor… Derken ses toplanıyor… Kısılmaya başlıyor, kısılıyor, kısılıyor, dalgalar sakinleşiyor, köpükler yavasça sönüyor… Sönüyor, sönüyor, köpüklerin sesi duyulmaz olunca, ses susuyor…”
Mayıs 2010, 112 sayfa,...