27 Temmuz 2009 Pazartesi

MUFFİN

Selam sayın seyirciler... Resimler fena halde kötü olmasına rağmen yine de yayınladım:-) Muffin yaptım geçen akşam, uzun zamandır buzlukta olan yaban mersinlerini de değerlendireyim dedim. Çok değişik bir tadı var, hoş, mayhoş, tavsiye ederim. Aslında tarif çikolata ve kakaoluydu ama ben hamuru ikiye ayırdım, yarısına yaban mersini yarısına kakao ve kahve koydum:-) Orjinal tarif için burayı tıklayınız:-)


Yaban Mersinli Muffin
Derya'cığımın gönderdiği silikon muffin kalıplarında pişirdim, tekrar çok teşekkür ederim canım. Çok kullanışlılar...
Kahveli Muffin

20 Temmuz 2009 Pazartesi

GELMİYOR İÇİMDEN HÜZÜNLENMEK BİLE...




MENDİLİMDE KAN SESLERİ
Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi uzaktan
uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçilerAlmanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.


Edip CANSEVER

13 Temmuz 2009 Pazartesi

MOR KÜLHANİ

MOR KÜLHANİ
1.Şiirimiz karadır abiler

Kendi kendine çalan bir davul zurna
Sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
Taşınır mal helalarında kara kamunun
Şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir

Aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2.Şiirimiz her işi yapar abiler

Valde Atik'te Eski Şair Çıkmazı'nda oturur
Saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
Kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
Saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir

Dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3.Şiirimiz gül kurutur abiler

Dönüşmeye başlamış Beşiktaşlı kuşçu bir babanın
Taşınmaz kum taşır mavnalarla Karabiga'ya kaçan
Gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
Suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir

Oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4.Şiirimiz erkek emzirir abiler

İlerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
Yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
Kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
Tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir

Böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5.Şiirimiz mor külhanidir abiler

Topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
Yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
Kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
Şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.

Ayıptır söylemesi vakitsiz Üsküdarlıyız abiler

6.Şiirimiz kentten içeridir abiler

Takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
Bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla

Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?
ECE AYHAN

9 Temmuz 2009 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI ZEYTİN YEMEĞİ

Merhaba canlar. Yaz mevsiminin gelmesiyle düğün sezonu da açıldı. Hemen her akşam birçok düğün konvoyu görüyorum, hafta içi hafta sonu farketmiyor. Geceler havai fişek sesleriyle ve korna gürültüleriyle geçiyor. Burda adettir, gelin kuaförden alınınca önce bir sahil, sonra kale turu yapılır, sonra da düğün salonuna gidilir. Ama bu kadar gürültü olmasa dimi:-(

Dün akşam kanallar arasında dolaşırken İz Tv'de bir yemek programına rastladım. Ege'de bir köy, hanımlar yemek tarifi veriyor. "Zeytinyağlı Zeytin Yemeği". Çok şaşırdım. Zeytinyağında soğanları kavurdular, içine domates ve sivribiber doğradılar, sonra da içi çıkarılmış yeşil zeytinleri eklediler ve sıcak su koydular. Pişmeye bıraktılar yemeği. İlk kez gördüm ve çok ilginç geldi bana. Sonra orada arsa sahibi Ziraat Mühendisi bir bey konuştu, üreticinin desteklenmediğini, çoğu kişinin bahçelerini sattığını ve o güzelim zeytin bahçelerinin beton yığınlarına döndüğünü anlattı. Ve dedi ki : Ben zeytinci bir ailenini çocuğuyum ve çocuklarıma da zeytin ağacı bırakmak istiyorum ama, sanırım bu mümkün olmayacak:-(

8 Temmuz 2009 Çarşamba

DEPARTURES - GİDİŞLER

Departures 2008 En İyi Yabancı Film Oscar'ını alan film. Geçen akşam izledim ve çok keyif aldım.
Filmin konusu kısaca şöyle : Çello çalan Daigo Kobayashi, orkestrasının dağılmasının ardından eşiyle beraber doğduğu kasabasına geri döner. Başka bir işte çalışacak deneyimi olmadığı için deneyim aramayan "Gidişler" ismindeki bir işe seyahat acentası zannederek başvurur.
Kahramanımızın başvurduğu işyeri aslında bir cenaze düzenleme evi, ve burda ölüleri temizleyip, makyaj yapmayı öğreniyor. Zamanla kasabadan ve eşinden yaptığı iş için tepkiler alıyor. Aynı zamanda hayatı ve onu küçükkken terk eden babasını sorgulamaya başlıyor.

Gözyaşları içinde izledim:-) Aslında çok da ağlayacak bir durum yoktu ama kaybetme duygusu çok iyi işlenmişti filmde. Mutlaka izleyin derim. Sevgilerimle...

2 Temmuz 2009 Perşembe

HIRS VE CEZA

Merhaba arkadaşlar. Bu ara tarif ekleyemedim ama açıkçası çok da yeni birşeyler yapamadım. Değişik birşey olmayınca da eklemek istemedim, ama halen evde kazan kaynamakta tabi:-) Aslında stokta birkaç güzel tarfi var arkadaşımdan, ama resimlerini yükleyemedim bir türlü bilgisayara, sevgili Figen'den nefis tarifler var, en kısa zamanda....

Ayça Şen hatunu müzik albümünden sonra bir de kitap yazmış. Henüz okumadım ama arka kapak alıntısı şu şekilde efenim...

"Ece, yazar olabilmek için her türlü mücadeleye hazırdır: Evini, işini, her şeyini bırakır, annesinin yanına taşınır, parasız pulsuz halkın arasına karışır. Sevgilisinden yeni ayrılmış olmanın verdiği derin acı bile artık romanında kullanılacak küçük bir ayrıntıdan öteye gitmeyecek, yazar olabilmek için çektiği ıstıraplar bununla da kalmayacak, edebiyat uğruna, Vadideki Zambak, Diriliş, Büyük Umutlar ve Anna Karenina gibi, kendisinden daha düşük vizyona sahip yazarların eserlerini okuma uğraşısı verecektir. Ama zorlu şartlar, gelecekte yazım dünyasını derinden sarsacak olan bu fedakâr ve kahraman kadını yıldıracak mıdır? Hayır, bin kere HAYIR!.. Sonunda Türkiyede (aslında büyük bir rahatlıkla söyleyebiliriz ki, dünyada) saf bir bilinç ile yazılmış, okuyan herkesi derinden etkileyecek, çok enteresan bir roman yazmayı ve yayımlatmayı başarır!.."

TRANSFORMERS: YENİLENLERİN İNTİKAMIUzun zamandır bekliyordum Transformers II' yi ama izleyinde tam bir hayalkırıklığı yaşadım. Tamam aksiyon, görsellik, özel efektler çok iyiydi, belli ki müthiş paralar harcanmıştı, sevgili Optimus Prime'ın karizması yerli yerindeydi ama insan iki satır da senaryo yazar dimi filme. Hiçbir bütünlük, hikaye yok, öyle gelişine çekilmiş gibi film, hele ki hatun kişiler sırf obje olsun , iki bacak görünsün niyetiyle gereksiz sahnelerle arz-ı endam ettiler beyazperde de. Ha bir de "Amerikan askeri herşeyi" başarır egosu da öyle bir işlenmişti ki filme Irak'taki ve diğer yerlerdeki durumları bilmesek insanın inanası, sarılıp bağrına basası geliyor:-) Tam bir hayal kırklığı ile ayrıldım sinemadan, ilk film iyiydi çünkü, beklentiyle gitmiştim. Evde cd'den izlenebilir eğlece için ama sinemaya gidip izlemeye hiç değmiyor doğrusu...