31 Temmuz 2008 Perşembe

GECE YARISINA DOĞRU:-)

Dün gece 21 itibariyle canım fena halde yemek yapmak istedi:-) marketten yufka almıştım ve kalan pazılarla börek yapayım dedim. Aslında film izleyecektik eşimle ama dvd'ler çalışmadı birtürlü:-(
Pazıları soğanla soteledim,haşlamadan çiğden soteledim,daha lezzetli oluyor bence,karabiber ve tuz ekledim,bi kenarda soğumaya bıraktım. Bir kaseye 3 tatlı kaşığı yoğurt,biraz sıvı yağ,1 yumurta, ve kase dolacak kadar süt koyup çırptım. Bir yufkayı kenarları taşacak şekilde borcama yerleştirdim,içine harçtan sürdüm ve pazı koydum. sonra kenarları kapttım,bohça gibi oldu,üstüne yine harç sürdüm. Aynı işlemi iki yufkaya daha yaptım En üste yumurta sarısı sürdüm ve az sıvı yağ gezdirdim.Biraz da susam koydum.200 derece 20 dk. pişirdim Afiyet olsun...


Sonra hızımı alamadım:-) Bir de dergide gördüğüm pilav salatasından yapayım dedim. Lezzetteydi tarif ama eksik malzemem olduğundan Garnitürlü ve safranlı pilava çevirdim:-) Normal pilav yaptım sadece tuzunu katarken safran ekledim ve pişmeye yakın garnitür koydum.
Bu tarifi de Lezzetten aldım. Van cacığı ismi. Normal cacıktan farklı olarak lor peyniri ve sivri biber koyuyorsunuz. Aslında tam tarifi yazmam gerekir ama dergiyi evde unutmuşum. Şöyle yaptım ben; bir kişi için hazırladığımdan, göz kararı yoğurt koydum ,iki yemek kaşığı lor ekledim yoğurda,tarifte tereyağı yazıyordu ama eşim sevmediği için üzerine az sıvı yağ gezdirdim ve iyice karıştırdım.Sonra küçük küçük doğradığım salatalık ve biberleri ekledim, iki diş sarımsak koydum(tarifte isteğe bağlı yazıyordu) az tuz koydum ve üzerini nane ve kırmızı biberle süsledim.Afiyet olsun...
Bir de Jöle yaptım ki Dr.Oetker saolsun:-) paketteki tarife göre hazırladım ve içine çekirdeksiz üzümler attım... Bu elmalı-kivili olan, bitkisel jöle kullandım,lezzeti çok doğal oluyor.

Bu arada çalışan bi dvd bulduk:-) ve onu izledik. Tim Burton'un Ölü Gelin'i...Çok güzel bi çizgi film,mutlaka izleyin derim

30 Temmuz 2008 Çarşamba

BİR FİLMİ BEKLERKEN:-(


Çok uzun zamandır bekliyorum Batman'ın yeni filmini,hem de dört gözle ama tüm Türkiye'de gösterimde olmasına rağmen buraya hala gelmedi:-( umuyorum bu hafta gelecek,bakalım.ama siz mutlaka gidin derim arkadaşlar,yani Batman severseniz:-)
Bugün çok kayda değer birşey olmadı henüz,rutin bir gün,akşamdan da yemek yapmadım,aslında yaptım da çok kayda değer bulmadım:-)annem pazı getirmişti,mıhlamasını yaptım.Hava çok kapalı,sonbahar gibi aynı,biz de iş arkadaşımla ( meryem olur kendileri ) havaya uygun müzikler dinleyip mesai saatinin bitmesini bekliyoruz:-)Böyle hüzünlü günlerde favori parçamız Sil Baştan filminin şarkısı Beck'in söylediği Everybody's got to learn sometime...Nefis bir parçadır,hem filmi hem şarkıyı hararetle tavsiye ederim. Ben şimdi Penguen okumaya gidiyorum,biraz keyifleneyim,yarın da Uykusuz günü:-) Nasıl çalışıyorsun sen!? diyeksiniz ama valla her zaman böyle değil:-)

28 Temmuz 2008 Pazartesi

PAZAR KAHVALTISI

Eşimle uzun zamandır başbaşa kahvaltı yapamamıştım,bu pazar kendimizi şımartalım biraz dedik,hava da yağmurluydu,malum Giresun havaları, evde oturduk, Brokeback Mountain' i izledik,ben baya ihmal etmişim, bu filmi izleyememiştim. Gerçekten çok güzel bir film,sıradışı bir öyküsü var ama gerçekten güzel işlenmiş bir sevgi hikayesi,izlememiş olanlara tavsiye ederim...
Bloglarda gördüğün fırında patatesten yaptım, ben normalde patatesleri haşlayıp yapıyordum ama tariflerde çiğden fırınlanıyordu,onu denedim,böyle de çok lezzetli oluyor...bir de yeni aldığım bakır tavamda yumurta,bakır kullanmayı çok seviyorum,.çok lezzetli oluyor yemeği. ama maalesef buralarda o tv. de yemek programlarında gördüğüm nefis bakır tencere ve tavalardan yok, geleneksel hazırlanmışları var ama nedense diğerleri daha kullanışlı gibi görünüyor...

KIZILCIK MARMELATI VE ÇİKOLATALI MUFFİN

Dün akşam ilk defa marmelat yaptım.Çok da lezzetli oldu:-)(kendini beğenmeyen çatlar ölürmüş der annem:-)


Malzemeler : 2 kg. kızılcık. 2 kg. şeker. yarım limon suyu.
Yapılışı : Kızlıcığı yıkayıp bir tencereye koydum,tencerenin yarısına gelecik kadar su koyup çok az haşladım. sonra bir süzgeçe alıp ezdim ve reçel tenceresine aldım. 2 kg. şekeri ekledim ve bir taşım kaynattıktan sonra limonu ekledim ve altını kısık ateşe alarak yarım saat kadar kaynattım. ocaktan alıp ılımasını bekledim, kavanoza boşalttım...

Muffinleri de dün akşam yaptım, tarifini bloglardan birinden almıştım ama kimden aldım hatırlamıyorum,normalde not düşerim adını ama bu sefer unutmuşum,tarif sahibinden çok özür diliyorum,
malzemeler : 2 yumurta, 2 sb.şeker, 1,5 sb.süt, 1 sb.sıvıyağ, 1 pk.kabartma tozu, 1 pk. vanilya, 1pk(25 gr.) kakao,1/2 çikolata damlası, 3 su bardağı un( 2 yemek kaşığı çikolata amlalarını bulamak için kullanılacak),üzerine serpmek için toz yada esmer şeker. ( ben damla çikolata olmadığı için 3 kaşık neskafe, biraz tarçın ve hindistan cevizi de ekledim hamura )
Yapılışı : yumurta ve şeker çırpma kabında,mikserin en düşük ayarında çırpılır. Süt, sıvı yağ, vanilya, kakao eklenir ( kahve ,tarçın ve h.cevizini de burda ekledim )1,5 su bardağı una kabartma tozu karıştırılı ve eleyerek sıvı malzemeye eklenir. Karışım kıvam alırken unun geri kalanı da eklenir. Una bulanmış çikolatalar eklenir. Muffin kalıbına hamur paylaştırılır. üzerine şeker serpilir. 170 derecede önceden ısıtılmış fırında 20-25 dk. pişirilir.
Frından alınca üzerine 1 bardak sütte erittiğim bitter çikolatayı birer kaşık ekledim,ıslak kek kıvamında oldu,üzerini hindistan ceviziyle süsledim.Afiyet olsun...

FINDIK DALDA SALLANIR


Fındık zamanı geldi çattı, hazırlıklar yapılıyor şimdi,bahçe altları temizleniyor,yufkalar açılıyor...Sizlere bizim köyden manzaralar sunuyorum...
Bunalar da annemin papatyaları, semizotları ve pancar diblesi...Taze taze:-)

25 Temmuz 2008 Cuma

SICAK SİMİİİTTTTTT

Efendim huzurlarınızda meşhur Giresun simiti... Diyeksiniz ki sizin de herşeyiniz meşhur:-) Ama bu simit öyledir gerçekten,nefistir,sıcakken peynirle nefis olur,kahvaltıların vazgeçilmezidir,bayatken bile ayrı güzeldir tadı... Buraya özgüdür. Üzerindeki o altın rengi tabakayı pişirilmeden önce yine buraya özgü yapılan pekmeze batırılıp öyle pişirilmesine borçludur,yolunuz buralara düşerse mutlaka deneyin derim.
Resimdeki arkadaş simitleri çektiğim fırında çalışıyor adı Sadık,saolsun yardımcı oldu bana resimleri çekerken...Teşekkür ediyorum kendisine...



24 Temmuz 2008 Perşembe

TAVUK MANTARI


Bu mantar çeşidi buraya mı özgü bilmiyorum ama nefis bir mantar çeşidi.Burda yaylalardan topluyorlar, ve adı gibi tavuk tadında oluyor pişirince. İsterseniz sadece soğanla soteleyip pişirin,isterseniz sebzeli yapın ama yemeye doyamassınız. Beyaz olanlarsa burda Acı Mantar diye bilinen mantar çeşidi.

ÖĞLE YEMEĞİ


Dün eşime öğle yemeği için yapmıştım bunları. Şehriye çorbası ve Salata...
Çorba için; göz kararı bir kişilik tel şehriye,yağ,salça,tuz,karabiber,sarımsak,nane ve su... 1çorba kaşığı sıvı yağda yarım çorba kaşığı salçayı kavurdum,şehriyeyi ekleyip biraz daha kavurdum,üstüne çıkacak kadar sıcak su ekledim,sarımsak ve baharatları kattım,pişirdim. ocaktan almaya yakın nane ekledim,pratik ve çok güzel oluyor, yerken biraz da limon damlatınca nefis:-)
Salata için; marul,kabuğu soyulmuş domates,taze soğan,yeşil biber,salatalık... sosu için; nar ekşisi,kekik,tatlı kırmızı biber.Afiyet olsun...

Bügün de bu mamaları hazırladım; Sebzeli bulgur pilavı ve yine salata:-)

Pilav için; 1 su bardağı bulgur, 1 ad. kabuğu soyulmuş domates,1 ad.yeşil biber,karabiber,tuz ve sıvı yağ... 1 kaşık sıvı yağda domates ve biberi soteledim,bulguru ekleyip kavurdum,tuz ve karabiber ekledim,üzerine çıkacak kadar su ekleyip pişirdim. Karabiberli nefis oluyor pilav, benim vaktim olmadı ama pilavın pişmesine yakın üzerine haşlanmış ve küçük parçalara ayrılmış tavuk koyup pişirince çok lezzetli oluyor, Maraşlı bir arkadaşımdan öğrenmiştim bunu.
Salata için; 1 salatalık,1 domates,1 kırmızı biber,1 kutu mısır,2 küçük havuç, kekik ve nar ekşisi.Afiyet olsun:-)

23 Temmuz 2008 Çarşamba

GİRESUN'DAN RESİMLER







ACIMIZ BÜYÜK

Sanat dünyamızın değerlerini teker teker kaybediyoruz bu günlerde. Sevgili Suna Pekuysal yeri doldurulamıyacak bir oyuncu, filmlerini izledim ama bu büyük oyuncuyu canlı izleme şansım olmadı,Allah rahmet eylesin,hepimiz başı saolsun...
Suna Pekuysal (d. 24 Ekim 1933, İstanbul – ö. 22 Temmuz 2008, İstanbul), Türk sinema, tiyatro ve televizyon oyuncusu, seslendirme sanatçısı.
Asıl adı Suna Belener'dir. İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü'nde öğrenim görürken, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde Kadri Ögelman'ın "Artist Aranıyor" adlı oyunuyla ilk kez sahneye çıktı. Üç yıl sonra dram bölümüne geçti. 1964 yılında gazeteci Ergun Köknar ile evlendi. 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi.
54 yıl Şehir Tiyatroları’nda görev yapan sanatçı, 24 Ekim 1998 tarihinde Şehir Tiyatroları’ndan emekli oldu.
Sanat yaşamı boyunca 250’den fazla tiyatro oyununda rol alan Suna Pekuysal, 100’e yakın sinema filminde de rol aldı.
Pekuysal, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984 yılında sahnelenen, Ekrem Reşit Rey’in 1933 yılında kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu "Lüküs Hayat" adlı müzikalde Zihni Göktay ile 14 yıl aralıksız olarak oynadı. Büyük bir başarı kazanan ve yediden yetmişe her yaştan seyirciye nostalji yaşatan "Lüküs Hayat"ın ardından emekli olan sanatçı, Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği "Ahududu" adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı. Suna Pekuysal, 53 yılda 250 oyunda, 100 filmde rol aldı.
Adı, her zaman Türk tiyatrosunun en iyileri arasında anıldı. Sanatçı, dizi filmlerde de rol aldı. Bunların arasında "Genç Indiana Jones" dizisinin bir filmi de vardı ve konusu Türkiye'de geçen "İstanbul: Eylül 1918" isimli bu filmde bir falcıyı canlandırdı.
Suna Pekuysal’a göre "Sanatçının emeklisi olmaz". O, ölene kadar tiyatro yapmak istiyor ve ısrarla vurguluyordu: "Sahnede ölmek istiyorum!"
Pekuysal, 17 Temmuz 2008 günü evinde düşerek kalça kemiğini kırdı. İstanbul Tıp Fakültesi'nde tedavi altına alınarak, ameliyat edildi, ardından yoğun bakıma alındı. Burada solunum cihazına bağlanan Pekuysal'ın, 22 Temmuz 2008 günü kalbi durdu. Yapılan müdahalelerle tekrar yaşama döndürülmesine karşın; TSİ 10:30 sularında tekrar kalbi duran Pekuysal, hayatını kaybetti.

GÜLE GÜLE FETHİ NACİ

Sevgili Fethi Naci hayata gözlerini yumdu... Türk Edebiyatının en büyük eleştirmen ve yazarlarından birini kaybetti. Giresun'da Çınar edebiyat dergisini çıkarırken de çok yardımları olmuş,yazılarını dergiden eksik etmemişti. Kendisine Allahtan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum,hepimizin başı saolsun

Fethi Naci (Giresun, 3 Nisan, 1927 -) Eleştirmen, yazar. Asıl adı İsmail Naci Kalpakçıoğlu. İlk ve ortaöğrenimini Giresun ve Erzurum'da tamamladı (1945). İÜ İktisat Fakültesi'nden mezun oldu (1949). Kurucuları arasında bulunduğu Yüksek Tahsil Gençlik Derneği yöneticiliğinden dolayı tutuklandı, 1.5 ay kadar Sultanahmet Cezaevi'nde kaldıktan sonra salıverildi (1951). Uzun süre İstanbul'da bir fabrikada muhasebecilik yaptı. Nisan 1965'te görevine son verilince Gerçek Yayınevi'ni kurdu. O tarihten bu yana geçimini yazarlık ve yayımcılıkla sağlayan Fethi Naci, halen İstanbul'da yaşamakta ve Cumhuriyet gazetesinin haftalık kitap ekindeki eleştiri yazılarını sürdürmektedir. Çok sevdiği babaannesinin ölümü üzerine kaleme aldığı ilk yazısı 1943'te Erzurum gazetesinde yayımlandı. İlk eleştiri yazısı (Behçet Necatigil'in ilk kitabı Kapalı Çarşı üzerine) 1945–46 kışında Aksu dergisinde yayımlandı. 1953'te babasının adını kendi adına ekleyerek, Fethi Naci adıyla yazmaya başladı. Dost dergisinin düzenlediği soruşturmada 1960'ın en beğenilen eleştirmeni seçildi. 1962'de Türkiye İşçi Partisi'ne giren Fethi Naci, Vatan gazetesinde ve Sosyal Adalet dergisinde siyasal yazılar yazdı. Partiyle ilişkisi kesildikten sonra aynı doğrultudaki yazılarını Yön'de ve bir süre yönetimine katıldığı Ant dergisinde sürdürdü. 1968'de siyasal yazılarına son veren Fethi Naci, "100 Soruda" dizisini çıkarmaya başlamasıyla edebiyata kesin dönüş yapmış oldu. Yazar ilk yapıtıyla toplumcu sanatın ilkelerini koymaya çalışan ve bilimsel bir tutumu benimseyen bir eleştirmen olarak tanındı. Edebiyat merakı içinde yürütülmüş bir iktisat öğreniminin sağladığı iki yanlı gözlemin avantajları ilk yapıtlarında belirgin olarak görülmektedir. Güvenilir yargıları, dikkatli inceleyiciliği, bireşimci kültürü ve tutarlı dünya görüşüyle öne çıkan bir eleştirmen olarak değerlendirildi.
Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal adlı yapıtıyla, 1991 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülünü aldı. Yapıtları: İnsan Tükenmez (1956), Gerçek Saygısı (1959), Azgelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm (1965), Emperyalizm Nedir? (1965), Azgelişmiş Ülkelerde Askeri Darbeler ve Demokrasi (1966), Kompradorsuz Türkiye (1967), 100 Soruda Atatürk'ün Temel Görüşleri (1968), On Türk Romanı (1971), Edebiyat Yazıları (1976), 100 Soruda Türkiye'de Roman ve Toplumsal Değişme (1981), Eleştiri Günlüğü (1986), Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal (1990), Gücünü Yitiren Edebiyat (1990), Roman ve Yaşam (1992), Eleştiride 40 Yıl (1994), 40 Yılda 40 Roman (1994), Reşat Nuri'nin Romancılığı (1995), 50 Türk Romanı (1997), Şiir Yazıları (1997), 60 Türk Romanı (1998), Kıskanmak (1998), Sait Faik'in Hikâyeciliği (1998), Yaşar Kemal'in Romancılığı (1998), Yüzyılın 100 Türk Romanı (1999); Dönüp Baktığımda (1999).

KÜMBET ŞENLİKLERİ

Kümbet Giresun'un Dereli İlçesine bağlı bir yaylamız. Bu sene 20. şenlik yapıldı,10 bine yakın kişi katıldı şenliklere. Bu senenin geleneksel Kümbet Yayla Şenliği Ağası İstanbul Zeytinburnu Belediye Başkanı oldu... Önceki senelerde rahmetli Sakıp Sabancı da Kümbet Ağası olmuştu...Ben gidemedim ama yerel gazetecilerimizden aynı zamanda DHA muhabiri sevgili Hakan Kabahasanoğlu saolsun kendi çektiği resimleri verdi bana yayınlamam için...Sizi de şenliklerimize bekliyoruz...

21 Temmuz 2008 Pazartesi

AKŞAM YEMEĞİ

Bu hafta diyeti fena bozdum, gündü, oturmaydı ,oydu buydu derken iştah açıldı tabi,ama yılmadan devam kilolar verilecek:-)
Akşam misafirler olunca yemeksiz olmaz tabi, baktım pratik ne yapabilirim,bunlar çıktı ortaya,tarifleri resim altlarında...
Bilidiğiniz yaz salatası; salatalık,domates ( kabuklar soyulsun) soğan... üzerine nar ekşisi,sumak,tuz,az zeytinyağı,limon,kırmızı biber,mis missss...Afiyet olsun...
Bezelyeli pilav; 1.5 su bardağı pirinç ,yarım kavanoz konserve bezelye,tuz.. Pirinci yıkayıp 5 dk. soğuk suda bekletiyoruz. 3 kaşık zeytin yağını tencereye koyuyoruz,yağ ısınınca üzerine pirinci ilave edip kavuruyoruz ,bezelyeleri ekleyip tuz ilave ediyoruz,üzerine çıkacak kadar su koyup kısık ateşte pişiriyoruz...Afiyet olsun...
Körili Tavuk; 2 ad tavuk göğsü, 1ad. orta boy soğan, 1 ad. salçalık kırmızı biber, 1 paket mantar, 2 adet domates(kabukları soyulmuş), 1 kutu konserve mısır ( küçük boy)köri,tatlı kırmızı biber,kırmızı biber,tuz,soya sosu...

Tavuk göğüslerini küp şeklinde doğrayıp bi kaba alıyoruz,üzerine zevkimize göre miktarini ayarladığımız sosa sosu,köri ekleyip bir süre bekletiyoruz.

Tenceremize 2 yemek kaşığı zeytin yağı koyuyoruz, piyazlık doğradığımız soğanları pembeleşene kadar pişiriyoruz, üzerine küp doğranmış domates,mısır,jülyen doğranmış kırmızı biberi de koyup soteliyoruz, üzerine tavuğumuzu ekleyip tavuklar pişene kadar tencerenini ağzını kapatıyoruz. Piştiklerinde küp doğradığımız mantarımızı ve baharatlarımızı ilave edip pişene kadar yine tencere ağzını kapalı tutuyoruz. yemeğimiz hazır...Afiyet olsun...
İsterseniz bu yemeğe küp doğranmış patates, yeşilbiber vs. de katabilir,piştikten sonra 15 dk. fırınlayabilirsiniz,borcam ya da güveçte...ikisinde de çok lezzetli oluyor...
Bu da arkadaşımızın getirdiği Meşhur Kastamonu Çekme Helvası ve bizim farketmeden gaspettiğimiz Safranbolu lokumu :-)