19 Kasım 2008 Çarşamba

TATLI KAÇAMAKLARI:-)))

Merhaba arkadaşlar, akşam olmuş ben tarif yayınlayana kadar. Bu aralar yine yoğunuz biz. Çalışmaktan sıkıldım sanırım ben. Şöyle limitsiz bir tatile çıksam, öööleeee gezsem gezsem:-) Sanırım bi çoğumuz böyle düşünüyordur :-) Toplu isyan başlatıp kaçalım bence:-)))

Geçen akşam canım tatlı istedi:-) Biraz abarttım sanırım ama ortaya bu tatlılar çıktı. İlki Portakal Ağacı'ndan aldığım yalancı Tavuk Göğsü, nefis oldu, çok güzel bir tarif, deneyin derim. Tarifi birebir aktarıyorum. Ben sadece ek olarak damla sakızı koydum içine, süslemesinde de damla çikolata kullandım.

Yalancı Tavuk Göğsü

150 gr. margarin
1 su bardağı un
1 kaşık nişasta
1,5 su bardağı şeker
1 paket vanilin
1 litre süt

Orta boy tencerede yağı eritin. Un ve nişastayı yağa ekleyip biraz kavurun. Sonra kalan malzemeleri de ekleyip yoğun bir kıvama gelinceye kadar karıştırarak pişirin. Ateşten alıp mikser ile birkaç dakika karıştırın. Geniş bir borcam'a yayıp, buzdolabında soğutun. Servis yapacağınız zaman tarçın ile süsleyin.
Bu arkadaş da Rulo Pasta oldu:-)
MALZEMELER
4 yumurta
1 bardak şeker
1,5 bardak un
1pk.kabartma tozu
1 pk. vanilya
YAPILIŞI
Şeker ve yumurtayı kabarana kadar iyice çırpalım. Un, kabartma tozu ve vanilyayı karıştırıp eleyerek karışıma katalım. Tepsiye pişirme kağıdı serelim. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 15-20 dk. pişirelim. Çok kalmasın benimki gibi hafiif kıtır olur sonra:-)
Pandispanya piştiğinde kağıdıyla birlikte tezgahın üzerine aldım ve içine Dr. Oetger Çilek-Ahududu aromalı pasta kreması sürdüm ve biraz da kuş lokumu serptim. Rulo halinde sardım. Üzerine de meyveli sos döktüm ve damla çikolata ile süsledim. leziz bişi oldu kendileri:-)

15 Kasım 2008 Cumartesi

HAFTA SONU İÇİN HARİKA İKİ TARİF...

Çok şükür daha iyiyim arkadaşlar. Hatta dün akşam Yaşar Kurt'un konserine bile gittim. Kötü olursam çıkarız dedim eşime ama, zaten çok da uzun sürmedi konser. Canlı performansı harikaydı, sesi gerçekten çok güzelmiş. Bilirsiniz bazen şarkılarını dinlersiniz ama konserde o ses ondan mı çıkıyor anlamazsınız:-))) Üniversite yıllarında dinlerdim Yaşar Kurt'u, hoş hala da dinlerim de o zamanlar daha bi başka oluyor tabi insan, çok duygulandım akşam, hatta ağladım:-))) İnsanın aklına neler geliyor, o zamanlar neler hayal etmişim, umutlarım nelermiş, öyle daldım gittim yani...
Neyse sulanır yine gözlerim fazla dalmayayım bu konulara:-)))


Hafta sonuna girerken size iki nefis tarif verip öyle gideyim dedim. Tarifler sevgili Betül arkadaşımdan. İlk tarif "makarna sosu" Betüşün sevgili eşi Murat'ın tarifi, harika yemekler yapıyor arkadaş, tariflerine devam edecek... İkinci tarifi Betül TV5 MONDE adlı bir Fransız kanalındaki yemek programından almış ve denemiş nefis oldu dedi...Eline sağlık arkadaşlarımın...


SOSLU MAKARNA

YAPILIŞI

Çubuk makarna spagetti gibi kırılmadan bütün halinde haşlanır. Haşlandıktan sonra içine bir miktar tereyağı atılır karıştırılır.


SOSU İÇİN:
Soğanlar, sarımsaklar halka halka doğranır yağda sotelenir. Daha sonra içine önce küp küp doğranmış kabuğu soyulmuş domatesler, patlıcanlar atılır. Patlıcan biraz geç piştiği için iyice sotelenir. Daha sonra yine küp küp doğranmış mantarlar atılır. Yalnız tüm malzemeler harlı ateşte sotelenir. Aksi takdirde sularını bırakıyorlar. Biberler doğranıp atılır. Karışımın içine arzuya göre istenilen baharatlar atılabilir. Ben top karabiber, kırmızıbiber, kimyon atıyorum. Servis edilirken üzerine taze nane yaprakları da koyabilirsiniz.(sebzelerin miktarını kaç kişi olduğunuza göre ayarlayabilirsiniz.)


LİMONLU TAVUK

MALZEMELER

6 tane but
1 büyük soğan
2 diş sarımsak
Limon kabuğu
5–6 tane zeytin,
Maydanoz,
Bir miktar safran
Zeytinyağı
Tereyağı


Yapılışı:
Butlar tuzlanıp tereyağı ve zeytinyağı karışımında kızartılır. Yağı çok yakmıyoruz. Butları tencereden alıp aynı tencereye halka halka doğranmış soğan ve sarımsakları atıyoruz. İyice soteliyoruz. Ardından butları bu karışıma atıyoruz. Üzerine limon kabuklarını atıyoruz. Zeytinleri ekliyoruz. Safran ve tuzu ekliyoruz. Ben buna Türk usulü yerli baharatlardan kattım karabiber, kimyon gibi. Safran renk vermesi için. Karışımın üzerine biraz sıcak su ekliyoruz tavukların hizasına kadar daha az da olabilir. Altını kısıp yarım saat pişiriyoruz. Altını söndürünce doğranmış maydanozları ekliyoruz. İlk defe yaptım çok lezzetliydi. Bu arada limon kabuklarını abartmayalım tadını iyice ekşitebilir. Afiyet olsun.

Güzel bir hafta sonu diliyorum herkese. Sevgilerimle...

24 Ekim 2008 Cuma

KÖFTECİ İSMAİL

Merhaba arkadaşlar. Bu gün size Giresun'dan güzellikler sunacağım. Haydi iyi geziler:-))))

İsmail amca namı diğer Köfteci İsmal'deydim geçen gün. Çok güzel ve şirin bir lokantadır. Harika yemekler yaparlar ve insanın ne görse yiyesi gelir:-))) Çekim yapmama izin verdiler saolsunlar. Giresun'a bir gün yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, pişman olmazsınız...

İsmail amca aşçılığa 1960' da başlamış, 1980' de de resmi bir kurumdan emekli olmuş. Daha sonra mesleği oğluna devretmiş ve kendi aile lokantalarını açmışlar. Oğlu Mehmet Yavuz ve gelini Arzu Yavuz işletiyorlar dükkanı, İsmail amca da onlara destek oluyor. Her çeşit yöresel yemek, balık, köfte ( ki köftesi ayrı meşhurdur buranın ) bulabileceğiniz bir lokanta.

İsmail amca kırmadı beni ve bu güzel pozu verdi... Arzu abla... Ellerine sağlık nefis yemekler yapıyor ve daha aşçı olmadım diyecek kadar da alçak gönüllü...
Oy oy... Hepsi bir arada.
HAMSİ PİLAVI ( tarif Arzu abladan )
Hamsi
Pirinç
Soğan
Sıvı yağ
Karabiber, maydanoz ( bol ), kuş üzümü, tuz, nane, kırmızı biber...
Hamsiler güzelce yıkanır, ayıklanıp kılçıkları çıkarılır. Diğer tarafta sızı yağda küçük küçük doğardığımız soğanlarımız pembeleşir, ayıklayıp yıkadığımız pirinç ve baharatlar eklenerek harman yapılır ve üzerine çıkacak kadar su koyup pilav kıvamında lapa olmada ( bu çok önemli ) pişirilir. Hamsiler bir kaba iç kısımları yukarda olacak şekilde sık dizilir, pilav içine dökülüp yerleştirilir ve üstü hamsiyle kaplanır. üzerine yağ gezdirilir. Hamsiler kızarana kadar kızartılır. Afiyet olsun. Pilavdan bir kesit...
Bir dilim almaz mıydınız?
HAMSİ KIZARTMASITURŞU KAVURMA ( FASÜLYE )
MANTAR KAVURMA
KİRAZ TUZLUSU KAVURMASI
PANCAR ÇORBASI
SIRGAN YEMEĞİ ( tarif Arzu abladan )
Sırgan toplanır, yıkanır, haşlanıp blandırda iyice ezilir. Bir tencereye konur, üzerine buğday unu konup ( sırgan miktarına göre, koyulaşması için olduğundan fazla koymamak gerekiyor ) pişirilir. Başka bir kapta tereyağı, sarımsak, soğan ( isteğe bağlı ), pırasa sapı ( isteğe bağlı ) kavrulur , sırganın üzerine dökülüp karıştırılır. Afiyet olsun...
YEMEKLERDEN GENEL GÖRÜNÜM
Bir de Sargan Diblesi tarifi verdi Arzu abla, ki bunu ben hiç duymamıştım. Sargan bir balık çeşididir. Aynı şekilde pişirilip Hamsiden de bu dibleyi yapabilirsiniz...
SARGAN DİBLESİ
Sargan balığı haşlanır ve kılçığı çıkarılır, küçük küçük didiklenir. Pancar yıkanır ve diblelik ( çok minik ) doğranır. Bir tencereye konur, sargan balığı tam pancarın ortasına yerleştirilir ve üstü pancarla kapatılır. Kırmızı köy biberi ( acı biber ) konur, bir soğan ( küçük doğranmış ) tuz, az su ve yağ eklenip pişirilir. Pişmeye yakın baka bir kapta eritilmiş tereyağı üzerinde gezdirilir. Afiyet olsun...
Maharetli eller mutfakta...
Lokantadan görünüm... Servis elemanı Yasin Küçük...
Evet gezimiz şimdilik bu kadar, bir ara pişirdiklerinde Sargan Diblesini de sizin için fotolayacağım arkadaşlar. Herkese iyi haftasonları diliyorum.Sevgilerimle...

23 Ekim 2008 Perşembe

ÇAY VE KURABİYE...

Merhaba arkadaşlar... Dün rahatsızlandım ve giremedim bloglara. Mesaj bırakan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. Güzel yazılarınızı Aslı'ya ileteceğim, bu arada yazmayı unutmuşum sevgili Aslı Geometri Öğretmeni aynı zamanda, o kadar işinini arasında yapmış tüm bunları, tekrar ellerine sağlık diyorum arkadaşıma...

Bana bıraktığınız mesajla için uzun zamandır geri dönemiyorum, kusura bakmayın olur mu. İşlerimiz yoğun, o nedenle ancak blogları ziyaret edip sizin yaptıklarınıza mesaj bırakabiliyorum, kendiminkilere zamanım kalmıyor, ihmal ediyorum sanmayın lütfen...

Dün evdeydim, migren muhabbetinden kilitlendim, ancak akşama doğru kendime geldim ve bişeyler yapayım dedim.

Bu kurabiyelerin tarifini Sevim'in Sayfası'ndan aldım. Gerçekten harika bir tarif, mutlaka deneyin derim. Arkadaşımın ellerine sağlık. Kahve yanında harika oluyor kurabiyeler. Ben sadece unu 1.5 bardak koydum. Tarifi aynı aktarıyorum...

KAHVELİ KURABİYE

Malzemeler:
125 gr margarin
yarim bardaktan az pudra sekeri
1 tatli kasigi kabartma tozu
1 paket vanilya.
2 tatli kasigi nescafe (yarim tatli kasigi su ile eritin)
1 tatli kasigi kakao
1 su bardagi tepeleme un

Hazırlanışı:
Yumusamis margarini pudra sekeri ile krema haline gelene kadar karistiriyoruz
diger malzemeleri ekleyip yumusak bir hamur elde edene kadar yoguruyoruz(eger hamur civik olursa 1 veya 2 kasik un ekleyebiliriz)
hamurumuz istenilen kivama geldikten sonra oval olarak yuvarliyoruz
ortasina bir kasik yardimiyla kahve sekli veriyoruz
180 derecede önceden isitilmis firinda kurabiyelerimizi pisiriyoruz. Afiyet olsun...

Artistik resimler çekelim dedim:-)))
Kurabiye resmi geçidi :-))))
Bu harika tatlı da Kibele Sofrası Banu'dan. Çok enfes bir tarif, bunu da mutlaka deneyin derim arkadaşlar. Sevgili Banu'nun ellerine sağlık. Tarifi aynen aktarıyorum. Ben sadece ceviz yerine haşhaş koydum süslerken...

BAL PARMAK

Malzemeler:
1 yumurta
125gr. erimiş margarin
1 vanilya
1 kabartma tozu
yarım su bardağı şeker- ( pudra şekeri ekledim)
aldığı kadar un

şurubu için:
3 bardak şeker
3,5 bardak su
birkaç damla limon

üzeri için:
1 kase irmik
süslemek için:
hindistan cevizi ve döğülmüş ceviz

YAPILIŞI:
Erimiş margarini,pudra şekerini, yumurta ,kabartma tozu,vanilya ve aldığı kadar unu (kulak memesi kıvamında) ilave edip iyice yoğurun.cevizden biraz iri alın. Parmak şekli verip kasedeki irmiğe bulayıp yağlanmış tepsiye dizin.Önceden ısıtılmış 170 derece fırında çok kızartmadan pembeleşince fırından alıp soğutulmuş şerbeti tatlıların üzerine dökün.Bir gece önceden yapılıp dinlendirilirse daha da lezzetli oluyor..Üzerini hindistan cevizi ve ince dövülmüş cevizle süsleyin.Afiyet olsun..Topluluk fotoğrafı :-)))
Bir de karnıbahar pişireyim dedim, hep tatlı olmaz dimi... Klasik zeytinyağlı tarifi, o nedenle yazmıyorum.

16 Ekim 2008 Perşembe

GECEYE KARŞI MÜDAFAA

Bu adam ölmüştür ama,
Düşmedi toprağa henüz vakit.
Hayatını devrettik ağaçlara
Kalbi kimlere ait.

Bu adam ölmüştür ama,
Başucundan ayrılamadık.
Sonsuz kederinde gecelerimizin
Nedendir hala bu beyazlık.

Bu adam ölmüştür ama,
Henüz durmadı nehir.
Ve nasibi muhteşem kuşlar gibi
Onu götürebilir.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA...

15 Ekim 2008 Çarşamba

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı kaybettik. Şiirimizin son çınarını kaybettik. Allah rahmet eylesin...
Türk edebiyatının ustası, şair Fazıl Hüsnü Dağlarca 98 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Fazıl Hüsnü Dağlarca 26 Ağustos 1914 İstanbul doğdu. Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur, ilk öğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde tamamladı (1933). 1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, ön yüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da Kitap kitapevini açtı ve yayıncılığa başladı. Dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. (Ocak 1960-Temmuz 1964). İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan "Yavaşlayan Ömür" adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılapçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine bir çok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından 'En iyi Türk Şairi' seçildi.
Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmedi. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmadı. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler: "Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir." (Radikal)

GİRESUN'UN İÇİNDE İKİ SOKAK ARASI

İki gündür bu türkü dilimde, dinlemedim de yakında ama aklımda takıldı kaldı söyleyip duruyorum:-))) Sözlerini sizinle de paylaşayım dedim.... Türkünü sözlerinini tamamına burdan eriştim, çok güzel bir site.

Giresun'un İçinde İki Sokak Arası
Giresun'un içinde iki sokak arası
Altı kurşun attılar üç de bıçak yarası
Vuruldun düştün yere gidemedin uzağa
Ne edelim Feridem düşürdüler tuzağa

Giresun'un içinde yeşil fındık bahçası
Vurdular Feridemi yere düştü bohçası
Vuruldun düştün yere gidemedin uzağa
Ne edelim Feridem düşürdüler tuzağa

Giresun'un içinde gezerim yali yali
Feridemi vuranın çekilir mi vebali
Vuruldun düştün yere gidemedin uzağa
Ne edelim Feridem düşürdüler tuzağa

Ali Osman Özyakupoğlu
Giresun


Musa Eroğlu kaynak olarak Yaşar Turna'yı verirken, İbrahim Can Ali Özyakupoğlu'nu gösteriyor. Fuat Saka ise türkünün söz ve müziğinin Mustafa Küçük'e ait olduğunu vermektedir. 1989 yılında Azize Gürses tarafından derlenmiştir.

( Bilgiler türküdostları.net'den alınmıştır )

20 Eylül 2008 Cumartesi

MİSLER GİBİ...

Günaydınnnnnnnnnnnnn. Efenim yine bir pazar seferimden resimler.-)))) Bu mis gibi mısır ekmeklerini görmek istersiniz diye düşündüm... Oy oy...Sevgili amcam poz vermek istedi, elindeki de halis muhlis kendi ürünü yayla pancarı...
Ve marullar...
Bizim pazarda yufka bile olur, mis gibi açıp kurutmuşlar, tertemiz, afiyetle yenir...
Yayladan mis gibi mantar tuzluları...
Bu da püsküllü mantar, ağaç kökü gibi bir görünümü var, diğer mantarlara benzemiyor ama tadı onlar kadar nefis...
Aslında o kadar çok şey vardı ki resmi çekilecek... Heryer mis gibi taze sebze - meyve dolu, teyzeler köyden indirmiş bir sürü güzellik, sütler, peynirle, pekmezler, mısır unları hepsi yeni mahsül. Ama hem pazar çok kalabalıktı hem de Ramazan olduğu için kimseyi meşkul etmek istemedim. İnsallah başka zamana... Sevgilerimle...



15 Eylül 2008 Pazartesi

HAFTANIN SONU KARNAVAL GİBİ...

Günaydınnnn. Sonbahar artık tamamen gelmiştir arkadaşlar.Bizde yağmur mevsimine başladık( yazın da çok farlı olmadı ama olsun:-)))

Karşınızda sayın ekmek paparası, ama ekmekden değil pideden yapıldı:-))) iki yumurta,bir bardak süt, dilediğin kadar peynir,baharat,tuz...Ekmekler minik doğranır,karışıma karıştırılır az yağda kızartılır... Çok leziz oluyor pideyle deneyin derim...

Oy oy fasülye diblesi... Arkadaşımın annesi yaptı, çok lezizdi,ellerine sağlık... Ben de yapıyorum dible ama henüz pirinçleri tamamen diri ve fasülyeyi yemyeşil bırakabilme aşamasına gelemedim, pişire pişire öğreneceğiz artık....
Bu arkadaş da tart, ama bu resmi "nasıl tart yapılamaz" diye göstermek için koydum:-((( Sevgili Kibele'nin Vanilya Kremalı Tarçınlı Tart'ını yapmak istemiştim sadece... Ama olmadı :-((( Ben nerde hata yaptım acep, bu ikinci tart denemem ve oy oy çok fena... Tadı yine idare ederdi ama tarifi uygulamama rağmen tart kabardı bi garip bişi oldu, yani olmadı işte, neyse bakalım tekrar deneyeceğim, yılmak yok:-)))
Gelelim tariflerimize efenim... Ben dün akşam misafirlerime şöyle bir menü hazırladım...
Menü;
Tarhana çorbası
Körili Pilav
Patlıcan çanağında köfte ( yalnız bunun dergideki adı böle değildi ama şu an hatırlamıyorum)
Mantar sote
Turşu kavurması
Patates püresi
Bezelye kızartması ( tane)
Havuç salatası

Patlıcan kebabıbının tarifini Sabah Gazetesinin cumartesi günü verdiği Sofra Dergisi ekinden aldım.
Tarifimiz şöyle;
Malzemeler: ( 4 kişi için )
4 adet patlıcan
250 gr. kıyma
Domates
Sivri biber
Baharat,tuz
Yapılışı:
Öncelikle patlıcanlarımızı alacalı soyup tuzlu suda yarım saat bekletiyoruz. Bu sırada köfteyi hazırlıyoruz ( burda tarif vermedim çünkü normal köfte hazırlıyoruz) Patlıcanları alıp üç parmak boyunda kesiyoruz, içlerini oyuyoruz, kızartıp bir kenara alıyoruz. Köftelerimizi de kızartıyoruz. Köfteleri patlıcanların içine yerleştiriyoruz, yanına biber ve domates koyuyoruz. ( ben artan köfteleri de kızartıp tepsinini ortasına koydum ve artan domates ve biberleri de tepsiye dizdim ) İki kaşık salçayı bir bardak suda eritip kebaplarımızın üzerine döküyoruz. İster fırında ister ocakta domates ve biberler pişene kadar pişiriyoruz. Afiyet olsun...
Patates Püresi için; 4 patatesi haşladım, çatalla ezdim, iki kaşık margarini erittim ( tereyağım kalmamış) , patatesleri ekledim, tuz ve karabiber koydum, bir bardak da süt ekledim ve pişirdim.
Körili pilav...
Salatalık turşum olmuş. Çıkarıp suda beklettim. Bir soğanı piyazlık doğradım az yağda soteledim ve turşuları içine attım, az da karabiber, çok leziz oluyor arkadaşlar, her turşudan yapabilirsiniz, deneyin derim...

Acı mantar ... Bir soğanı soteledim ve mantarları kavurdum,yine az karabiber...
Tatlılar arkadaşlardan:-)))
Soframız...

Resimler çok iyi olmamış arkadaşlar, kusura bakmayın... Bu arada sabah yine pazara uğradım ben ve püsküllü mantar aldım, yarın fotolayıp sizlere göstereceğim. Sevgilerimle...